Şu an bu yazıyı okuduğunuz tablet, telefon ya da bilgisayar ekranı muhtemelen elinizden bile daha küçük, değil mi? Oyun oynamak, ödev yapmak ya da video izlemek için kullandığımız bu aletler o kadar hafif ki çantamıza atıp her yere taşıyabiliyoruz. Peki, dünyanın ilk bilgisayarının kocaman bir ev, hatta koca bir sınıf büyüklüğünde olduğunu ve tonlarca ağırlığa sahip olduğunu söylesem? Yanlış duymadınız! Teknolojinin bu şaşırtıcı yolculuğu, aslında sayı saymayı çok seven insanların devasa makineler inşa etmesiyle başladı.
Abaküsten Mekanik Devlere
İnsanlar tarih boyunca büyük sayıları toplamakta, çıkarmakta ve çarpmakta her zaman zorlanmışlar. Önce boncuklu abaküsleri icat etmişler, sonra daha karmaşık çarklı düzenekler yapmışlar. Yaklaşık 200 yıl önce Charles Babbage adındaki dahi bir matematikçi, tamamen çarklardan, dişlilerden ve kollardan oluşan, buharla çalışan dev bir hesap makinesi tasarlamış. Bu devasa makine günümüzdeki bilgisayarların büyük dedesi sayılıyor. Çünkü tarihte ilk defa bir makineye dışarıdan komut verilerek bir matematik problemini çözmesi amaçlanmış.
Bir Oda Büyüklüğündeki İlk Elektronik Dev: ENIAC
Gerçek anlamda elektrikle çalışan ilk bilgisayar ise 1945 yılında Amerika'da tamamlandı. Bu dev makinenin adı ENIAC'tı. ENIAC, bugünkü bilgisayarlar gibi masanın üstüne koyabileceğiniz bir şey kesinlikle değildi.
İşte bu mekanik devin ağızları açık bırakan özellikleri:
Altı Fil Ağırlığında: Tam 30 ton ağırlığındaydı. Yani yaklaşık 6 yetişkin filin toplam ağırlığı kadar!Kocaman Bir Sınıf Genişliğinde: Yerleşmesi için 150 metrekarelik dev bir odaya ihtiyaç vardı. İçinde yürümek gerekiyordu.
Binlerce Isınan Lamba: İçinde elektrik akımını kontrol eden 18 binden fazla cam lamba (vakum tüpü) bulunuyordu. Bu lambalar o kadar çok ısı yayıyordu ki makinenin bozulmaması için odayı devasa klimalarla soğutmak gerekiyordu.
Fare Yok, Ekran Yok, Oyun Yok!
ENIAC ile dijital oyunlar oynamak ya da internette gezinmek imkansızdı çünkü cihazın bir ekranı, faresi veya klavyesi yoktu! Bilim insanları bu makineyi sadece çok büyük matematiksel hesaplamaları ve hava durumu tahminlerini yapmak için kullanıyordu. Makineye bir görev vermek için dev panolardaki yüzlerce kabloyu söküp başka yerlere takmak gerekiyordu. Bir hesaplama yapmak bazen günlerce sürüyordu ama yine de insanların aylar sürecek matematik işlemlerini saniyeler içinde bitirebiliyordu.
Küçülen Teknolojinin Büyük Gücü
Yıllar geçtikçe bilim insanları o kocaman, sürekli bozulan vakum tüplerinin yerine transistör ve mikroçip adı verilen, tırnak büyüklüğünde parçalar icat ettiler. Bu sayede bilgisayarlar hem milyonlarca kat daha hızlandı hem de küçülerek evlerimize, odalarımıza ve en sonunda ceplerimize kadar girdi. Bugün cebinizde taşıdığınız sıradan bir akıllı telefon, o koskoca oda büyüklüğündeki ENIAC'tan kat kat daha güçlü ve zekidir.
Geçmişin dev makinelerinden geleceğin yapay zekalı robotlarına kadar teknolojinin bu eğlenceli evrimini öğrenmek, çocukların kodlama ve bilim dünyasına ilk adımı atmasını sağlar. Çocukların merak ettiği tüm bu icat hikayelerini, karmaşık bilimsel konuları en duru ve neşeli dille sunan bilgecocuk.net, anne babaların ve öğretmenlerin dijital çağdaki en güvenli bilgi durağı olmaya devam ediyor.
Sonuç olarak, ilk bilgisayarın icadı insanlığın en büyük teknoloji maceralarından biridir. Sadece sayı saymak için yapılan o tonlarca ağırlığındaki dev makineler olmasaydı, bugün roketleri uzaya fırlatamaz, en sevdiğimiz dijital oyunları tasarlayamazdık. Kim bilir, belki de geleceğin görünmez veya havada uçan bilgisayarlarını bugünün meraklı çocukları icat edecek!
