Hiç odandaki bir oyuncağın, gece herkes uyuduktan sonra canlanıp uzak diyarlara uçtuğunu düşündün mü? Ya da bahçedeki yaşlı ağacın, aslında konuşabilen bir kale olduğunu? İşte hikâye yazmak tam olarak böyle bir şey! Aklındaki en çılgın, en komik veya en gizemli fikirleri birer kağıda döküp onları kocaman bir maceraya dönüştürme şansıdır.
Yazmak, tıpkı görünmez bir pelerin takıp, hiç kimsenin bilmediği, sadece sana ait olan bir dünyaya ışınlanmak gibidir. Orada her şey senin elinde. İster bir ejderhayı arkadaşın yaparsın, ister bir dedektif olup kayıp çikolatanın peşine düşersin.
Bazı büyükler "Yazmak çok zordur" der ama inanma. Hikâye yazmak aslında dâhice kurgulanmış bir oyundur ve o oyunun başrol oyuncusu da tamamen sensin. Hazırsan, masanın üzerindeki o beyaz kağıdın içinden geçip, kelimelerin sihirli dünyasına adım atacağımız bu büyük macera rehberine başlıyoruz!
İlk Adım: Sihirli Fikir Tohumunu Bulmak
Her büyük ağaç, önce minicik bir fikir tohumundan doğar. Hikâyen için de sana o "Hah, işte bu!" dedirtecek o sihirli fikri bulman gerekir. Bazen bu tohumu bulmak zor olabilir ama endişelenme, harika fikirler aslında her yerde saklı. Sadece biraz dikkatli bakmak gerekiyor.
En Sevdiğin Oyuncak: "Bu oyuncak konuşsaydı bana ne anlatırdı?" diye sor.
En Komik Rüyaların: En tuhaf rüyalarını bir kağıda not al, harika bir hikâyeye dönüşebilirler.
Yolculuklar: Gittiğin bir tatilde gördüğün gizemli bir taş ya da ilginç bir bina yeni bir dünyanın kapısı olabilir.
Kafandaki fikirleri sakın uçup gitmesine izin verme. Tıpkı bir dedektif gibi, aklına gelen her komik, korkunç veya ilginç fikri bir fikir defterine kaydet. Bir gün o defteri açtığında, seni bekleyen kocaman bir macera hazinesiyle karşılaşabilirsin.
İkinci Adım: Hikâyenin Kalbi: Kahramanı Yaratmak
Harika bir hikâye, unutulmaz bir kahramanla başlar. Senin kahramanının adı ne olacak? Saçları ne renk, en sevdiği oyun ne? Bu soruların cevaplarını bilmelisin çünkü kahramanın, hikâyenin tam kalbidir.
Kahramanını yaratırken ona özel bir "süper güç" ya da ilginç bir özellik ver. Mesela sadece mavi renkli şeyleri yiyen bir uzaylı, ya da çok hızlı koştuğu için zamanı yavaşlatan bir çocuk olabilir.
Ama unutma, en iyi kahramanların da bazen korktuğu ya da yapamadığı şeyler olur. Mesela pelerini olan bir süper kahraman karanlıktan korkabilir. Bu özellikler, kahramanını daha "gerçek" ve daha sevimli yapar. Senin kahramanını herkesin tanıması ve sevmesi, senin onun hakkında ne kadar çok şey bildiğine bağlıdır.
Üçüncü Adım: Maceranın Haritası: Nerede ve Ne Zaman?
Kahramanımız hazır! Peki, bu macera nerede geçecek? Bir uzay gemisinin içinde mi, gizemli bir ormanda mı, yoksa senin odanda mı? Hikâyenin geçtiği yere mekân diyoruz ve bu mekân, hikâyenin atmosferini belirler.
Korsan Hikâyesi: Belki de kumsalda, terk edilmiş eski bir gemide geçer.
Gizem Hikâyesi: Belki de dedenin tozlu, eski kütüphanesinde geçebilir.
Hemen ardından "ne zaman?" sorusunu sor. Hikâye günümüzde mi, çok eski zamanlarda şovalyeler döneminde mi, yoksa uçan arabaların olduğu gelecekte mi geçiyor? Mekânı ve zamanı belirlediğinde, hikâyenin haritasını çizmiş olursun ve okuyucuyu oraya ışınlamak çok daha kolaylaşır.
Dördüncü Adım: Düğümü Atmak: Büyük Problem Nedir?
Pekala, kahramanımız mekâna ulaştı. Ama şimdi ne olacak? Her heyecanlı hikâyede, kahramanın çözmesi gereken kocaman bir problem (yani düğüm) vardır. Bu problem olmazsa hikâye çok sıkıcı olur!
Mesela;
Kayıp bir haritanın parçalarını bulması gerekiyordur.
En sevdiği kedisi gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.
Ya da dünyaya yaklaşan bir meteor onu durdurmasını bekliyordur.
Problemi belirledikten sonra, kahramanın bu problemi çözmek için başından geçen maceraları, engelleri ve yaptığı planları anlatmaya başla. Bu bölüm hikâyenin en heyecanlı yeridir. Acaba kahramanımız başarabilecek mi? İşte bu merak, okuyucuyu hikâyeye sonsuza kadar bağlar.
Beşinci Adım: Düğümü Çözmek: Büyük Final ve Son Söz
Düğümü attık, macerayı anlattık. Artık hikâyeyi bir sonuca ulaştırmanın vakti geldi. Kahramanımız problemi nasıl çözdü? O kayıp haritayı buldu mu, kediyi kurtardı mı? Bu bölüme çözüm (ya da final) diyoruz.
Yazma becerilerini geliştirmek, dahi kurgular yapmayı öğrenmek ve yaratıcı yazarlık dünyasına dair daha fazla ipucu keşfetmek isterseniz bilgecocuk.net platformunu ziyaret edebilir, çocuk gelişimini destekleyen modern teknikler ve eğlenceli etkinliklerle hikâye yazma maceranızı zirveye taşıyabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Hikâye yazmak için çok iyi resim çizmem gerekir mi? Hayır, kesinlikle hayır! Hikâye yazmak, kelimelerle resim yapmaktır. İyi bir hikâye yazmak için sadece zengin bir hayal gücüne ve kelimelerle oynamayı sevmeye ihtiyacın var. Resim çizmeyi de seviyorsan, hikâyene harika çizimler ekleyebilirsin ama bu bir zorunluluk değil.
Benim yazdığım hikâyeyi kimse beğenmezse ne yapmalıyım? Bu en çok sorulan ve en önemli sorulardan biridir. Yazmak, öncelikle senin için eğlenceli olmalı. Senin kurduğun dünya, senin kuralların. Başlangıçta herkes her şeyi beğenmeyebilir. Önemli olan yazmaya devam etmek ve her yeni hikâyede daha iyi olmaya çalışmaktır. Unutma, en ünlü yazarların bile ilk hikâyeleri bazen beğenilmemişti!
Hikâyemin başlığını ne zaman koymalıyım? Hikâyen bittikten sonra başlığı koymak genellikle çok daha kolaydır. Çünkü hikâyenin tamamını yazdığında, ona en çok yakışan, en gizemli veya en komik ismi daha net görebilirsin. Bazen yazarken aklına harika bir başlık gelir, o zaman hemen not al ama sonrasında değiştirmekten sakın korkma.
Son Söz
Kendi hikâyeni yazmak, dünyanın en dâhi mühendisi gibi görünmez bir dünya inşa etmek demektir. Bir fikir tohumunu alıp, onu kocaman bir maceraya dönüştürme gücü tamamen senin elinde. Masanın üzerindeki o beyaz kağıdı sadece bir kağıt olarak görme; o, seni hiç kimsenin bilmediği, sadece sana ait olan o sihirli dünyaya ışınlayacak olan bir bilet. Merak etmeye, sormaya, hayal kurmaya ve en önemlisi yazmaya asla ara verme. Sen, kendi dünyasını kuran o dâhi kaşifsin; macera şimdi başlıyor, iyi yolculuklar!

0 Yorumlar